Suzuki Inazuma GW250 Üzerinde Kaza ve Sonrasında Yaşananlar

Suzuki Inazuma GW250 İncelemesi başlıklı blogda incelemesini yaptığım GW250 ile geçirdiğim kaza ve sonrasında yaşananları sizinle paylaşmak istiyorum.

Inazuma’yı ilk defa uzun yolda deneyeceğim için oldukça dikkatliydim. Her uzun yola çıkarken yaptığım gibi koruma ekipmanlarımı hazırlayarak yola çıktım. Sürüş esnasından Suzuki Inazuma GW250’nın kesinlikle performans kaybetmeden ilk yola çıktığınız gibi istikrarlı bir sürüş yaşatması kesinlikle güven ve konfor sağlıyor.

Ancak motorunuz her ne kadar konforlu ve kaliteli malzemelerle donatılmış bir altyapıya sahip olsada karşınıza çıkacak 1 köpek hayatınızı veya hayatınızdan yılları çalabiliyor. Yolculuğumun bitmesine dakikalar kala yeni yapılmış pist kalitesinde 6 şeritli havran yolundan ortalama 130 km/s hızla ilerliyordum. Normalde bu tür yolculuklarımı ortalama 90 km/s hızla gerçekleştiririm. O günkü yolculuğumda Inazuma’nın Rodajını da yapmak istediğim için yüksek performansta kullanmam gerekiyordu.

Karşıma dik bir yokuş geldi. Inazuma konforlu yüksek performansını bu yokuşta da gösterdi. Yokuş bittikten hemen sonra şeridi bölen çukur şeklinde ayırıcının içerisine gizlemiş 4 5 köpeğin aniden yolun karşısına doğru koştuğunu gördüğümde aramızda 3 metre kadar bir mesafe vardı. firene bile basmaya fırsat bulamadan önümdeki köpeğin karın boşluğuna ortalama 130 km/s hızla çarptım. Kazanın oluşmasının anı tam olarak aşağıdaki gibi gerçekleşti. devam edecek.

Inazuma Kaza

Kurt-Kangal-köpeğini-yedi

İran (Persian) Kedileri ve Diğer Kediler

İran kedileri ve diğer kediler, şeklinde kedileri ikiye ayırmak belki haksızlık gibi görünebilir. Tabi ki, İran kedisinin dışında onlarca ırk kedi var. Benim kedi ırklarını böyle ikiye ayırmamın sebebini bu yazıyı sonuna kadar okuyunca anlayacaksınız.

İran kedileri oldukça tembel hayvanlardır. Bacakları kısa olduğu için öyle zıplamalı, hoplamalı aktivitelere gelemezler. Mümkünse tüm gün tembel tembel yatıp, sahibine kendisini sevdirmeyi tercih eder, İran kedisi.

Bu konuda bir örnek vermek istiyorum;

Kedilerimin beslenmesi için mamalarını ve su kaplarını masanın üzerine koydum, böylece daha hijyenik olur diye düşündüm. Kedilerim ise yaklaşık 1 metre olan masaya çıkmak için her seferinde bir basamağa ihtiyaç duydu, sadece bir kaçı zıplayarak çıkmayı başardı. Benim de aklıma şöyle bir çözüm geldi; çamaşır asacağından bir merdiven yapıp, masaya vidaladım.

Bu örnek aslında bir çok şeyi anlatıyor ama ben yine başka örnekler vermeye devam edeyim.

Bir çok kedi sever, kedileri çok sever ama evde beslemekten çekinir. Haksız da sayılmazlar. Diğer kediler siz uyurken yatak odanızın kapısına gelip miyavlargece oyun oynargürültü çıkartır ve sizi uyandırırperde ve koltuklarınızın yüzünü sıkça değiştirmeniz gerekir. Çünkü tırmalar, evin içinde deli gibi koşar yapmasını istemediğiniz ne kadar davranış şekli varsa yapar ve mutfak tezgahının üzeri dahil her yere çıkar ve yemek çalmak vb. birçok şey yaparlar.

Nereden mi biliyorum? Çünkü diğer kedilerden de çok besledim.

Ya İran kedisi ne yapar, bu saydıklarımın tam tersini. Yani aslında yaramazlık olarak bir şey sayamıyacağım. Biblo gibi salonunuzda oturur ve mırıldanır.

Suzuki Inazuma GW250 İncelemesi

Suzuki’nin 2012 yılında satışına başladığı Suzuki Inazuma GW250 incelememi sizinle paylaşacağım. Barkın Bayoğlu, nam-ı diğer Altın Elbiseli Adam’ın bile her fırsatta ne kadar rahat ve konforlu bir motor olduğunu anlattığı Suzuki Inazuma GW250 gösterişten uzak, konforuna düşkün sürücülerin dikkatini çekmemeyi başardı.

Japonca’da karanlık gök yüzünü bir anda parlatan yıldırım anlamına gelen Inazuma dinamik ve kompak yapısıyla sürücüsüne zevk veren 250 cc motora sahip. Şehrin sokaklarını ve uzun şehirler arası yolları daha keyifli hale getirmek için tasarlandığını düşünüyorum.

Kısa zamanda yüksek fiyatına rağmen orta sınıf motosiklet kullanıcılarının büyük çoğunluğunun kullanmaya başladığı Suzuki Inazuma GW250’yi inceleyeceğiz.

Dış Tasarım

Fotoğraflardan baktığımızda standart bir kurye motoru görünümünde olsada yakından incelendiğinde çok çekici ve heybetli görüntüsüyle dikkat çekiyor. Suzuki Inazuma GW250 ile yolculuk yaptığımda beklediğimden daha fazlasını sunduğunu anlamamak mümkün değil. Yüksek kalite malzeme ve usta işçiliğiyle 250cc bir motosikletten beklenen özellikleri bir üst seviyeye taşıyor.

Lastikler

Suzuki Inazuma GW250 üzerinde IRC marka bir lastikle geliyor. Lastiği İncelediğimde kuru ve sıcak havada yeterli miktarda yol tutuşuna sahip olduğunu sahip olduğunu fark ettim. 130 140 km/s hızlarda bile en ufak bir sarsma ve kayma yapmayan bir performans sunuyor. Ancak yol ıslandığı anda tüm özelliklerini bir kenara bırakarak deli gibi kaymalar başlıyor. Yağmurlu havalarda motor kullanmaya devam edecek sürücüler için uygun değil. Mutlaka değiştirilmesi gerekiyor.

Sele

Yakıt deposu ile tam bir uyum içinde olan bir seleye sahip. Artçı kısmında yükseltilmiş bir tasarım kullanılmış. Bu sayede arkanızda taşıdığınız artçı enseniz yerine yolu ve sürüş keyfinize ortak oluyor. Artçının yüksekte olmasının yanı sıra sürücünün oturduğu bölüm 780 mm ölçüsünde alçak oturma yüksekliğiyle konforlu ve kontrollü bir oturuş sağlıyor.  Uzaktan bakıldığında sele motosiklet üzerinde sonradan eklenmiş bir aksesuar değil onun çok şık bir parçası gibi gözüküyor.

Gösterge Paneli

Son yılların motosiklet üreticilerinin modası gösterge panellerinden birşeyleri çıkarmak üzerine kuruldu. Bir çok motosikletin gösterge panelinde vites, devir veya saat gibi göstergeler yok. Ancak Inazuma GW250 bu modaya uymamış ve bir sürücünün gösterge panelinde görmek istediği her göstergeyi eklemiş. Merkezi odak bölgesinde, geniş bir analog takometre ile birlikte kullanışlı bir dijital vites göstergesi mevcut. Sağ tarafta, dijital LCD hız göstergesi, kilometre sayacı, ikiz ayrı mesafe sayacı, saat ve yakıt göstergeleri mevcut. Inazuma tasarımcıları sadece bunlarla kalmamış ve bakım zaman aralıklarını gösteren bir menüyü de sayaca dahil etmişler.

Sürüş Tecrübelerim

Ne yazık ki Inazuma GW250 ile Kaza adlı yazımda bahsettiğim kazayı geçirmem nedeniyle motoru sadece 1750 km kullanabildim. Ancak kullandığım süre zarfında amortisörlerinin tepkileri, yol tutuşu, konforu ve gösterge paneline hayran oldum. Olumsuz olarak gördüğüm iki yanı ise 240 km/13 litre benzin yakması ve parçalarının anormal derecede pahalı olmasıydı.

Philips Multigroom Erkek Saç Sakal ve Vücut Bakim Seti QG3280/32

Vücut geliştirme ile uğraşan erkeklerin en büyük sorunlarından bir tanesi vücut hatlarını kapatan kıllardır. Bir sürü yöntem deneniyor.

Jilet: Kısa sürede temiz bir görüntü elde edilse de 2 3 gün sonra tekrar görüntü bozuluyor. Ayrıca sık sık uygulandığı taktirde kırmızı benekler çıkarak daha kötü bir görüntü oluyor. Üstüne üstlük kıllanma ve tüylenmeyi arttırıyor.

Ağda: En temiz ve uzun süre temiz tutan yöntem. Ancak uygulama süresinin uzunluğu ve inanılmaz acılar bu yöntemin olumlu yönünü silip atıyor.

Traş Makinesi: Kılları ve tüyleri çok ufaltarak gözün görmesini zorlaştırıyor. Uygulaması en kolay ve acısız yöntem olarak seçebiliriz. Ayrıca kılları gürleştirmiyor. Durum böyle olunca iyi bir traş makinesi seçmek gerekiyor. İşi dolayısıyla aniden uzun seyahatlere çıkmam gerektiği için hızlı şarj olan şarjı uzun süre giden bir ürüne ihtiyacım var. Ürünü bavulda rahat taşıyabilmek için boyutu da önemli. Yanıma böyle bir ürün almışken sakal ve ense tıraşı yapmak gibi özellikleri olması da oldukça faydalı olacaktır. Hani su geçirmezse bu işleri temiz bir şekilde duşta da halledebilirim. O zaman aşağıdaki özelliklere sahip bir ürün arıyoruz.

  • Saç, sakal ve vücut için kullanım olanağı
  • Kısa sürede şarj olma uzun süre şarjda kullanma olanağı
  • Ufak kompak yapı
  • Su geçirmezlik

Araştırmaların sonucunda bu özellikleri bana uzun süre sunabilecek ‘Philips Multigroom Erkek Saç Sakal ve Vücut Bakim Seti QG3280/32’ modelinde karar kıldım. Bu ürünü ortalama 2,5 senedir kullanıyorum ve neredeyse ilk günkü performansıyla çalışıyor. IMG_1409 l rk

YBR 125 ESD Şehir İçi ve Uzun Yol İncelemesi

Motosiklet tutkusuna kapılmış veya bu tutkunun esiri olmak isteyen biri olabilirsiniz. Her ne kadar uzaktan bir motosiklet alıp binilecekmiş gibi görülüyor olsada her motosikletin kendine göre özellikleri, artıları ve eksileri var. Bir motosiklet seçerken sadece dış görünüşüne aldanarak karar mekanizmamızı çalıştırırsak kısa ve uzun vadede ciddi sorun ve eksiklerle karşı karşıya kalıyoruz.

Motosiklet galerilerini dolaşıyoruz. Gözümüzü Racing Motosikletlerden alamıyoruz. Havaları, duruşları ve çıkardıkları asil sesler bizi cezbediyor. Peki bunlar bizim için yeterli mi? Honda Cbr 1000rr‘dan Ybr125 ESD‘ye geçmiş bir motosiklet kullanıcısı olarak neden böyle bir karar aldığımı ‘Racing Motosiklet Almadan Önce Bunları Bilin!‘ başlıklı yazımı okuyarak öğrenebilirsiniz.

Ybr125 sınıfı bir motosiklet almak istediğimiz zaman aynı sınıftaki diğer motosikletlerle karşılaştırma gereği duyuyoruz. Türkiye’de commuter sınıfında karşılaştırabileceğimiz model sayısı kısıtlı. Şahsen ben commuter sınıfında kullanım ve servis yoğunlukları nedeniyle Yamaha Ybr125 ve Honda Cbf150 dışında model tercih etmem. Durum böyle olunca iki modeli kıyaslamam gerekiyor.

Yamaha Ybr125 bize 125 cc, hava soğutmalı, 4 zamanlı, tek silindirli motor sunuyor. Ayrıca güvenli sürüş için en uygun yol tutuşu ve etkili süspansiyon garantisi veriyor.

Yamaha Ybr 125’i tercih etmemin başlıca sebepleri,
1. 12 litre benzinle ortalama 430 km yol yapabilmem.
2. Gözüme Honda Cbf 150‘ye kıyasla tasarımının daha şık gelmesi
3. Honda Cbf 150‘ye kıyasla neredeyse hiç yağ yakmaması
4. Ayak marşının olması
5. Şehir içinde Honda Cbf 150‘ye göre çok daha kıvrak olması

Gelelim tecrübelerime;

Lastikler
Yamaha Ybr 125’in 2004 ve 2012 yılları arasında çıkardığı modellerin lastiklerindeki kalitesizlik 2013 yılında çıkan modellerde giderilmiş. Eski lastiklerdeki kayma ve yol tutuş problemleri yok denecek kadar az. En azından motosikleti alır almaz değiştirmeniz gerektiği hissini yaratmıyor.

Ancak yağmurlu havada çok fazla sürüş yapılması durumunda ani frenlerde yetersiz kaldığı bir gerçek. Bende yağmurlu havalarda da iyi yol tutuşu istediğim için 4000 km sonra Pirelli’nin 4 mevsim yağmur tahliyeli Dura Traction modeli lastiğini taktırdım. Bu lastikle ortalama 3000 km yol yaptım. Özellikle sağanak yağışta 110 km/s hızlardaki ani frenlerde dahi yol tutuşu beni kendisine hayran bıraktı.

Sele
Honda Cbf150 modeline göre selesi biraz daha kısa. Ancak bu darlık artçı (arkanızdaki yolcu) ile binildiği taktirde motosikletin aerodinamiğine ciddi oranda olumlu etki yaratıyor. Ayrıca uzun yolda Honda Cbf 150 modelinden çok daha rahat bir sele olduğunu söyleyebilirim. Sele deri kumaş karışımı bir madde ile kaplanmış. Üzerindeki delikler sayesinde hava akışı kesilmiyor böylece terleme ve aşınmanın önüne geçiliyor. Selenin yerden yüksekliği 780 mm buda uzun boylu kullanıcılar için oldukça iyi bir avantaj. Yamaha Ybr 125 uzun 1,90 boyunda bir insanın altında bile ufak kalmıyor. Kısaca tek başına ya da bir artçıyla seyahat ederken, sele kullanıcıları için uygun ve rahat bir sürüş pozisyonu sağlıyor.10379016_329516690532189_1484516286187770715_n

Frenler
Yamaha Ybr125’in ön tekerleğinde 245 mm tek diskli fren kullanılmış. Arka tekerlekte ise 130 mm kampana fren kullanılmış.

Frenleme tecrübelerime gelirsek sorunsuz ve etkili frenleme sağlamak için iki freni birlikte kullanmakta fayda var. Arka fren yüksek hızlarda motoru dikleştirerek ön frene yüklenmeniz için gerekli şartları sağlıyor. Tabi ki arka fren ne kadar yavaşlatsada bir yere kadar siz siz olun ön frene bir anda asılmayın. Limon sıkar gibi kullanıyoruz ön freni. Koşullar ne olursa olsun, yağmur, çamur, ıslak veya sert asfalt iki freni olması gerektiği bir hızla sıktığınızda kaymadan hemen durabiliyorsunuz.

10468364_329573147193210_417394822242310209_n

Göstergeler
Yamaha 2012’den sonra göstergelerini modern tasarım il güncellemiş. Analog gösterge paneli motoru anlamaya yardımcı olan temel teknik bilgileri size sunuyor. Ama altını çiziyorum sadece olmazsa olmaz temel bilgiler. Devir sayacı, hız saati, yakıt göstergesi ve km saati. Okunması kolay göstergeler ancak eksiklerimiz yok değil. Kaçıncı viteste olduğumuz yazmıyor mesela. Sadece vites boşta olduğunda gösteriyor. Bunun dışında benzinin bitmek üzere olduğunu gösteren ikaz lambasından da mahrum bırakmış bizi Yamaha.

10352614_326905027460022_4964807525839622063_n

Şasi
Yamaha YBR125’te 125 kg ağırlığındaki diamond hafif ancak sağlam bir şasi kullanmış. Hafif dediğime bakmayın. Boğaz köprüsünde en ufak bir sarsılma yaşamıyorum. Bu hafiflik motosikletin hareket kabiliyetini oldukça arttırıyor. Çok kıvrak olması İstanbul trafiğinde büyük avantaj sağlıyor.

0E9E1D4E3AE63FE41BAEC8294E7E08D3

Aynalar
Yamaha YBR125’in aynalarının en dikkat çekici özelliği rüzgardan fazla etkilenmiyor olması. Oldukça sert ve sağlam duruyorlar. Ancak geniş omuzlara sahipseniz bazı ölü noktalarınız olabiliyor. Yani aynın büyük bir kısmında omuzlarınız oluyor bunu çözmek için aynaları dışarı doğru ayarlıyorsunuz ölü nokta minimum seviyeye iniyor. Ancak baktığımda %100 arkayı görmek istiyorum derseniz aynaları yükselten bir aparat kullanmanız çok faydalı olacaktır. Omuzlarınız çok geniş değilse zaten bir sıkıntı yaşamazsınız.

Aksesuar Seçenekleri
Eğer motosikletinizle uzun yol yapmak gibi planlarınız varsa ki çok zevkli ve heyecanlı olduğu için yapmak istediğinizi varsayarak taktırdığım gerekli aksesuarları yazacağım.

• Büyük Arka Çanta Takabilmek İçin Orijinal Ybr’ye Özel Taşıma Demiri (Kendi demirine 25 litreden büyük çanta takılmıyor.)
• Shad SH 45 Arka Çanta ve Sırt Dayama Yastığı (İki kask alıyor ve artçının sırtı için orijinal deri yastığı ekstra takıldı.)
• Yan, Ön, Arka Devrilme ve Kazaya Karşı Koruma Demir Takımı (Devrilmelerde motorun hasar almasını engeller.)
• 4 Mevsim Sorunsuz Yol Tutuşu için Pirelli Dura Traction Lastik. (Kendi lastiği yağmurda kayıyordu. Değişeli 150 KM oldu.
• 2 Adet Araba Kornası (kendi kornasının sesi camı kapalı arabadan duyulmuyor.)
• Telefon Şarj Etmek İçin Çakmaklık (Navigasyon kullanınca telefon şarjları 20-50 dk bitiyor.)
• Japon Üretimi Beyinli Xenon Far (Kendi farı yeterince aydınlatmıyordu.)
• Kumandalı Hassasiyeti Ayarlanabilir Alarm (Alarmlı disk kilitleri her sürüş esnasında çıkarıp takmak uğraştırıyor.)

Gelelim Şehir İçi Performansına
Ybr sanki İstanbul’un trafiğine özel üretilmiş bir motosiklet gibi. İnce yapısı her aralıktan rahatça geçmenizi sağlıyor. Kıvrak kullanımı yol tıkandığı anda 2 adım geri giderek yön değiştirmenize olanak tanıyor. Her ne kadar beğeniyor olsam da fiyatının 5000 bin seviyelerinde olması nedeniyle hırsızların çok dikkatini çekmiyor. 430 km yolu 12 litre benzinle yapıyor olabilmek zaten şehir içinde bedava denecek kadar uygun fiyata yolculuk yapmamızı sağlıyor.

Uzun Yol Tecrübelerim
Ybr125 ile bir kere Balıkesir’e, iki kere Ayvalık’a, üç kerede Şile’ye gittim. Toplamda ortalama 1500 km yol gittik beraber. Motosikletin avantajları girçekten saymakla bitmez rahat park yeri, feribot, hızlı feribot vb. araçlarda hiç sıra beklemeden yolculuk vs. Bu avantajları uzun yola çıktıkça daha iyi anlıyor insan. Gelelim Ybr125’in uzun yol performansına Sele Cbf150’ye oranla çok daha rahat. Cbf150’de yarım saatte kendini gösteren bel ve boyun ağrısı Ybr125’te 1 saat sonra yavaş yavaş başlıyor. 50 dakikada bir mola vermeniz durumunda buda bir sorun teşkil etmiyor.

Bir çok kişi uzun yolda hız yapmak isteyebilir ama her yerde radar ve çevirme var. Polisten kaçılmadığı sürece her an yüzlerce liralık cezalar ile burun burunasınız. Ybr’de böyle bir sıkıntınız yok. Malum kendisi yokuş aşağıya 135, düz yolda 114 km’yi geçmiyor. Bu nedenle radar takip etme gibi bir derdiniz neredeyse yok. Yola ve doğanın güzelliklerine konsantre olarak yolunuza devam edebiliyorum.

100 km’de bir 20 dakika molalar vererek yoluma devam ediyorum. Tüm yol boyunca tam gaz gitmeme rağmen Ybr’nin motoru ne boğuluyor nede güçten düşüyor. Tüm yol boyunca sanki yeni yola çıkmışcasına tepkiler veriyor ve hiç hız kesmiyor. Devir ne kadar yükselirse yükselsin titreşim sürücü kısmında yok arka kısında yüksek devirlerde çok az rahatsız etmeyecek miktarda bir titreşim olabiliyor.

Özet
Ben şehir içi ve şehirler arası yolda Yamaha Ybr125’ten çok memnun kaldım. Özellikle kıvraklığı beni kendine hayran bıraktı. Ayrıca bir motosiklete araba yaptığımın 2 katı masraf yapmak beni memnun etmiyordu. Ybr ile motosiklet kullanmanın avantajlarını yaşadım. A noktasından B noktasına gitmenin en ekonomik yolu. Ne zaman benzin koyduğumu unutturuyor. 3000 km’de bir 70 80 TL’lik bakımı çok uygun. Yaşanacak kazalarda yedek parçalarının fiyatları komik rakamlarda. Kafanızı dağıtmanın en iyi yolu olmasının yanı sıra uzaklarda geçirmek istediğiniz tatillerinizin yolculuk aşamalarını da çok eğlenceli bir hale getiriyor.

Yamaha Ybr125 Kimlere Uygun ?
1. Motosiklete yeni başlayanlara
2. Motosikletten hız limitlerini aşacak hızlar beklemeyenlere
3. Motosiklette bir araba kadar masraf yapmak istemeyenlere
4. Satmak istendiğinde hemen satabileceğine emin olmak isteyenlere

Racing Motosiklet Almadan Önce Bunları Bilin

Bir motosiklet seçerken sadece dış görünüşüne aldanarak karar mekanizmamızı çalıştırırsak, kısa ve uzun vadede ciddi sorun ve eksiklerle karşı karşıya kalıyoruz.

Motosiklet galerilerini dolaşıyoruz. Gözümüzü Racing Motosikletlerden alamıyoruz. Havaları duruşları ve çıkardıkları asil sesler bizi cezbediyor.

Peki bunlar bizim için yeterli mi? Honda Cbr 1000rr‘dan Yamaha Ybr 125 ESD‘ye geçmiş bir motosiklet kullanıcısı olarak, neden böyle bir karar aldığımı bu yazıda açıklamaya çalıştım.

Gelelim Racing Motosiklet Almadan Önce Bunları Bilmeniz Gereken 7 Maddeye;

1. Sıcak Günlerde İstanbul Trafiğinde Sauna Etkisi

sicak
Pistlerin asfaltları ülkemizde kullanılan asfaltlardan çok farklı, yarışa uygun olarak hazırlanmıştır. Racing Motosikletler ise pistteki asfaltın taş zifir oranına uygun olarak tasarlanmıştır. Bu motosikletler trafikte dur kalk yapmaya veya kırmızı ışıklarda beklemeye uygun değildir. Yüksek motor güçleri nedeniyle egzoz ve motor blokundan ciddi oranda sıcaklık verirler. Bu sıcaklık motosikletlerin sürekli pist üzerinde yol alacağı düşünülerek tasarlandıkları için trafik ve ışıklarda beklerken şakır şakır terlemenize sebep olacak.

2. 200 km/s Hızla Gitmek İçin Ayarlanan Oturma Pozisyonu

18844_0
Racing Motosikletler pist üzerinde yüksek hızlarla seyir edecekmiş gibi bir sürüş pozisyonu için tasarlanmıştır. Bu pozisyon 20 dakikadan sonra özellikle şehir içi ve uzun yollarda ciddi oranda bel ve boyun ağrısına neden oluyor.

3. Motorunuzun Bagajında Sadece Ruhsatınıza Yer Var!

bagaj
Racing Motosikletler yine pist tasarımları nedeniyle bagajları yok denecek kadar küçüktür. Özellikle tatil veya kişisel eşyalarınızı götürmeniz gereken bir yere yolculuk yapıyorsanız sırt çantanız kadar eşya alabilirsiniz.

4. Çölde 2 Gün Susuz Yürümüş İnsanın Su İçmesi Gibi Benzin İçiyor!

blblmlm
Siz ne kadar basmayacağım deseniz de altınızda Racing Motosiklet olduğunda basacaksınız. Hız yapmasanız bile yüksek devir ve ara gazlı kullanımlarla 100 km/s’de 10-11 litre benzin yakıyor(1000rr). Diğer 600-1000cc Racing’lerde bu rakamın aşağı yukarı aynı olduğunu söyleyen arkadaşlarım azımsanmayacak kadar çok.

5. Yedek Parça Değişimleri İçin Evi Köyü Satabilirsiniz!

lmenri

Şaka bir yana ufak tefek kazalardan doğabilecek far veya grenaj kozmetik kırılmalar size 1000-3000 TL arasında masrafa mâl olacaktır.

6. Ne Kadar Hava, O Kadar Çalınma Riski!

res

Racing bir motosiklet sahibiyseniz mutlaka kapalı bir garaj sahibi olmanız gerekiyor. Aksi taktirde motorunuzu çalmak için devriye gezen hırsızları arayabilirsiniz. Ne kadar kilit ve alarm kullanırsanız kullanın motor hırsızları sizi ter köşeye yatıracak yöntemlerle motoru çalıyor ve hemen parçalarını satıyorlar. Yani motorunuz çalındığında 48 saat içinde parçaları Türkiye’nin dört bir yanına çıkma parça adı altında satılıyor. Malum parça fiyatı yüksek olduğu için uygun fiyatlı çıkma parçalara talep çok fazla oluyor.

7. Park Yeri Bulunca Hazine Bulmuş Kadar Sevinmek!ris

Aslına bakarsanız sadece kapalı garajınız olması yetmez. Sonuçta motorunuzu sadece evinizde park etmeniz gerekmiyor. İşe, bir arkadaşınıza veya bilmediğiniz bir yere gittiğinizde bile motosikletin en büyük avantajlarından olan rahat park etme özelliği sizin için geçerli değil. Arabanız olduğunda herhangi bir yerde park yeri ararsınız. İstanbul’da normal bir park yeri bulmak için 10-15 dakika gezdiğimizi düşünürsek, Racing Motosiklet sahibinin gözünün önünde veya çok güvenli bir park yeri bulmak için verdiği emeği siz düşünün.

 

LS2 FF396 FT2 TRON NEON (Full Face) Kask İncelemesi

LS2 FF396 FT2 TRON NEON (Full Face) Kask İncelemesi

Ucuz ve kaliteli kask seçimimi yaparken hangi bilgilerden faydalanacağımızı paylaşmıştım. Fiyat performans açısından en ideal bulduğum LS2 FF396 FT2 TRON NEON (Full Face) modelini ₺ 370’ye  satın aldım. LS2 FF396 FT2 TRON NEON (Full Face) modeli ile yapmış olduğum 864 km/s uzun yol sonucunda incelememi paylaşmak istedim.

Pozitif Yönleri

  • FiberGlass dış kabuk
  • Yanak pedlerinin altında bulunan hava yastıkları
  • Burun kısmını tam olarak kapatan rüzgar koruması
  • Çene altından soğuk havanın girişini engelleyen kumaş
  • Pratik tek düğmeyle otomatik kapanan güneş vizörü
  • Çizilmeye dayanıtklı vizör
  • Çok iyi tasarlanmış hava giriş ve tahliye kanalları

Negatif Yönleri

  • Yetersiz ses yalıtımı dayanılmayacak yüksek rüzgar uğultusu
  • Airpod gibi sık kullanılan kulaklıkları kaskın içerisinde durması çok zor. Yolda müzik dinelemeyi sevenler için kulaklıkları tam kulak deliğine takmak çok vakit alıyor.
  • Vizör çok sert olduğu için camı kapayıp açmak zahmetli. Tek elle camı açmak isterken kaskı kafanızdan çıkarabilirsiniz. Bir elle çeneden tutup diğer elle camı kaldırmak gerekiyor.

Öncelikle görsellikten başlayalım. Özellikle FT2 TRON NEON modelinin görüntüsü oldukça dikkat çekici ve şık duruyor. Kaskın ağırlığı ortalama bir full face kasktan daha hafif taşırken sıkıntı yaratmıyor. Yanında verilen taşıma kılıfı oldukça kullanıştı. Kaskı hizlı bir şekilde çantasına yerleştirip kapatabiliyorsunuz. Çantanın tasarımı sırtta taşımayada olanak sağlıyor. Ayrıca çantanın ağzı tam olarak kapandığı için kaskın içerisine eşyalarımıda koyarak daha işlevsel olarak kullanabiliyorum.

Kaskı taktıktan sonra vizörden görüş açısı oldukça tatmin edici. Polarize vizör olması nedeniyle güneşin sadece gözünüzü rehetsız eden ışınları süzülüyor. Güneş vizörü açıkken yolunuz kararmıyor. Çene kilidi oldukça pratik kumaş destekli klipsi sayesinde çok hızlı kilitlenip açılabiliyor.

Ses konusu ciddi oranda rahatsız edici olabiliyor özellikle kullanımınız 15 dakikayı geçtikten sonra sinir bozmaya başlıyor. Kulaklıkla müzik dinlememe rağmen rüzgar sesini bastıramadım. Diğer olumsuz yanı ise vizörün çok sert olması bu selki yüksek hızlarda gittiği zemen camın

açılmasını engelleyebilir ama eski kaskımın 150 160 km/s hızın üstüne çıkmamama rağmen eski kaskımın camı açılmıyordu bu kadarda sert değildi. Bu nedenle gereksiz bir sertlik olmuş.

Canını en uygun fiyata korumak isteyenler için ideal bir kask olacağını düşünüyorum. Rüzgar sesi dışında oldukça memnunum tavsiye ederim.

IMG_1693 IMG_8547 IMG_9051 IMG_5520

 

Ucuz ve Sağlam Kask Seçimi

Bugün en çok merak edilen kask sorularından birini yanıtlamak istiyorum. Yazımı sonuna kadar anlayarak okuyan herkes hem ucuz hemde sağlam bir kask almak için gerekli bilgiye sahip olacak. Sorumuza gelelim;

Sharp‘ın testinden 4 yıldız almış LS2 Kask ₺300 aynı testten 5 yıldız almış en ucuz Arai Kask  ₺1050 aradaki fiyat farkı neden bu kadar yüksek?

Arai‘leri sadece sağlamlık özellikleriyle görmemek lazım. Sağlamlık dışındaki özelliklerinden bazıları aşağıdaki gibi

K

 

  • Ses yalıtımı,
  • Buğu yapmaması,
  • her kaskının el yapımı olması
  • Koruyucu dış kabukla köpük arasına kevler kumaş koyması vb. bir çok ekstra özellikleri var.

 

Sharp testlerini dış kabuğun aldığı hasara göre sonuçlandırıyor.
20 km çatlama 1 yıldız
40 km çatlama 2 yıldız
60 km çatlama 3 yıldız
80 km çatlama 4 yıldız
99 km çatlamama 5 yıldız

Kısaca Sharp sadece dış kabuğu çatlatabilen hasara bakarak puan verir. Kaskın ergonomisi, ses yalıtımı, rüzgar tahliyesi veya kabuk kırıldıktan sonra altından ne tür bir kompozit malzeme çıktığı ile ilgilenmez.

Sharp 2 kg ağırlığında 99 km hızda kırılmayan termoplastik kabuklu 200 liralık Lazer Kaska da 5 yıldız verir. 900 gr. ağırlığında 330 km hızda kırılmayan Karbon Fiber kabuklu 8500 liralık Arai Kaska da 5 yıldız verir.

Arai, ShoeiGivi, Agv, Nolan vb. üst sınıf kasklar 140 km üzerinde hız yapan motosiklet sürücüleri için uygundur. 46,500 TL ödeyerek Yamaha R1 kullanabilen bir sürücü 1500 TL kask alırken pahalı demez.

Bu uzun yazının sonucu olarak uygun fiyata istediğiniz herşeyi almayacağınızı fark ettiyseniz ödediğiniz paranın tam karşılığı olan kask tavsiyem;

İki modelde taze üretim. 03.2014

1. LS2 FF370 (Çene açılır)
Ufak bir ses yapıyor rahatsız edici miktarda değil. Gürsel kullanıyor yorumlarını yapabilir.
2.LS2 FF396 FT2 TRON NEON (Full Face)
Dış kabukta 370’in kabuğuna göre daha sağlam bir malzeme olan Tricomposite Fiberglass ile çevrili. (Ani darbelerde 370 ile aynı dayanıklılığa sahip olsada sürtünme ve yuvarlanma gibi durumlarda çok daha sağlam kalan bir madde)

Kararını vermeden önce bu videoyu da sonuna kadar izleyip anlamanızı tavsiye ederim. http://www.izlesene.com/video/kask-konusu/6888345

Birde üzerinden geçmem gereken konu kask tavsiye ederken dikkat edilmesi gerekenler. Sağda solda görüyorum.

XX markalı kaskı kullanıyorum çok memnunum tavsiye ederim.

Bir insanın kullandığı kasktan memnun olabilmesi için yüksek hızda darbe/ler alması gerekir.  Örneğin; ‘Scorpion Exo 400’ modeli beyinin konuşma, duyma ve hafıza özelliklerini sağlayan ‘Temporal Lob’ bölümünü koruyamaz. Kısaca ‘Scorpion Exo 400’le 40 km/s üzerinde alacağınız hasar; ölüm veya en iyi ihtimalle kalıcı duyu hasarıdır. Kaza yapmanıza gerek yok önünüzdeki kamyondan fırlayan bir taş bile bunun için yeterli.

Bu nedenle birisine kask önerirken hangi konular yüzünden memnun olduğunuzu yazın. İyi kask, rahat kullanılan değil; en az 140 km/s hızla darbe aldığında beyinin Selebral korteks loblarına zarar gelmesini engelleyen kasktır.

Ben hiç kask kullanmasına rağmen kafasına aldığı darbe ile ölen adamın arkasından; ‘öldü ama rahat kask kullandı.’ denildiğini duymadım.


 

İlginizi Çekebilir

LS2 FF396 FT2 TRON NEON (Full Face) Kask İncelemesi